Yükselen dolar kurunun otelcilik sektörüne olumlu ve olumsuz yansımaları

Mehmet AĞILLI, HOTECH 360 Genel Müdürü, Danışman, Öğretim Üyesi

2020 yılında başlayan pandemi nedeniyle büyük yaralar alan otelcilik sektörü, çok ciddi yetişmiş personel kayıpları yaşamıştır. Sektördeki iyileşmeye rağmen, bu kayıplar telafi edilemez durumlar doğurmuştur. Sektörden kaçan bu yetişmiş personelin sektörde yaşanan olumlu gelişmeler sonrasında geri döneceğini umut ederek, 2021’in ikinci yarısında sektörde yaşanan olumlu gelişmelere kısa bir bakış atmanın faydalı olacağını düşünüyorum.

Her 3-5 yılda bir Türkiye’de yaşanan krizler Türk turizmini sık sık ve önemli ölçülerde etkilemektedir. Bu krizlere bir de dolar ve Euro’daki değişimleri eklersek, turizm yatırımcıları ve çalışanları çok ciddi oranlarda etkilenmektedir.

Her krizde olduğu gibi yatırımcılar maliyetlerini düşürmek için öncelikle personel tasarrufuna gitmekte, resort bölgelerinde sezonluk ve düşük ücretli ve hatta kayıt dışı personel, kalifiye olmayan yabancı personel çalıştırmakta. Bunun sonucu olarak da turizmde yetişmiş personelin, gençlerin turizme ilgisi azalmaya başlamıştır. 2021-2022 öğretim yılı üniversite seçimlerinde bazı üniversitelerin turizm bölümlerini bir öğrencinin dahi seçmemesi turizme olan ilginin azaldığının net bir göstergesidir.

Turizmdeki bu kriz ve döviz kurlarındaki ciddi dalgalanmalar ile yaşanan olumsuzluklar sadece turizm sektör bileşenlerini değil turizmden faydalanan 50’nin üzerindeki diğer sektörü de doğrudan etkilemekte ve ülke ekonomisine ciddi negatif etki yapmaktadır.

Son 3 ayda yaşanan döviz kurlarındaki çok hızlı artış, dışa bağımlı mamul ve yarı mamul ürünlerin fiyatlarında da çok hızlı bir artışa neden olmuş ve enflasyonist bir etki ile otellerin maliyetlerini normalin çok üzerine çıkararak, karlıklılarını ciddi bir şekilde etkilemiştir. Bu durum, resort otellerde sezon sonuna rast gelmesiyle çok fazla hissedilmemekle birlikte şehir otellerini çok ciddi etkilemektedir.

2019 yılı verilene göre çok büyük umutlarla başlayan 2020 yılı bugüne kadar yaşanmamış olan çok ciddi küresel bir salgınla karşılaşmış, yine en başta turizmi ve otelciliği derinden etkilemiştir. Yatırımlar durmuş, insanlar işsiz kalmış ve yine sektörden çok ciddi kopmalar olmuştur.

Küresel bazdaki bu salgın her ne kadar iş yapış şekillerimizde bazı köklü değişiklileri hayatımıza katmışsa da devletlerin almış oldukları önlemler ve aşılama kampanyaları neticesinde seyahat etme, yüz yüze yapılan ticaret hareketliliği ve buna bağlı olarak ulusal ve uluslararası hareketlik 2021 yılında yeniden eski seyrinde olmasa da belirli ölçülerde artmıştır. Turizmcilerin ve en başta da otelcilerin yüzleri gülmeye başlamışken, tam da bu noktada döviz kurlarında yaşanan ciddi değişiklikler moralleri yeniden bozmuştur.

Döviz kurlarının otelcilik sektörüne olumlu etkileri konusuna değinirsek, öncelikle 12 ay açık olan şehir otellerinin satış fiyatlarının döviz bazlı olanları için kurdan dolayı ciddi bir gelir artışı yaşanmış, maliyetlerinde yaşamış oldukları artışı biraz da olsa karşılayabilmişlerdir.

Resort oteller bakımından ise, özellikle bu mevsimde açık olan oteller kongre ağırlıklı anlaşmalar yaptıklarından ve bu anlaşmalar daha öncesinden imzalanmış ağırlıklı yurt içi kongreler olduğundan döviz kurlarındaki artışlardan pozitif yönde faydalanamamışlardır.

Resort otellerin 2022’de özellikle yurt dışı döviz bazlı fiyatlarının aynı oranlarda dahi kalmasının, bu segmentteki otel gruplarının gelirlerine çok olumlu katkıları olacaktır. Ama Türkiye’deki bu döviz hareketliğini gören yurt dışı tur operatörleri daha düşük fiyatlar ile sezon anlaşmalarına gidecek ve özellikle sektör dışından gelen otel yatırımcılarının da doluluk ve gelir kaygıları karşısında fiyatlarda düşüşler yaşanabilecektir. Dileğim, bu tür teklifler karşısında otellerimizin dik durarak fiyat kırmadan dış pazar sezonuna girebilmelerdir.  

Döviz artışı ile birlikte yaşanan iç piyasa mallarındaki, özellikle doğalgaz ve akaryakıttaki, artışların dövizdeki artıştan fazla olması durumu da ciddi bir risk teşkil etmektedir. Hükümetin farklı müdahale yolları ile döviz/TL kurlarında aşağıya doğru yaşanacak bir hareketlilik karşısında ise yapılan zamların tüm girdilerin üzerinde kalması durumunda otelleri çok zor bir yıl daha bekleyebilir.

Gerek şehir otelleri gerekse resort otellerdeki artan maliyetler yurt içi pazar fiyatlarına da doğrudan yansıyacak, daha çok iç pazar misafirlerin tatil ve konaklama planlarında ciddi azalışlar olacak gibi. Hele hele döviz kurlarındaki artışların bu şekilde devam etmesi veya en azından mevcut seviyelerde kalması dahi iç pazar misafirlerin harcamalarında azalma veya daha düşük bütçeli otellere yönelmelerine neden olacaktır. Bu da sektörde düşük yıldızlı ama iyi hizmet veren otellerin yılı olabilecektir.

Yıllardır otelcilik sektöründe olan bir profesyonel olarak edinmiş olduğum tecrübeler göstermiştir ki, iç piyasa girdilerinde yaşanan artışların geri dönüşlerinin olmaması, otelcilik sektörünün beslemiş olduğu ve satın almaların yapıldığı sektörlerde artışların olması,  dövizlerdeki hızlı hareketliliğin geri gelebileceği noktaların çok net bir şekilde hesap edilememesi gibi dinamikler günlük hesap yapan otelleri ciddi bir darboğaza sokmakta, yatırımcılar özellikle döviz kredilere yönelmekte ve TL kazançları karsısında kredi borçlarını ödeseler dahi döviz kredi borçları azalmaktan ziyade nerdeyse aynı miktarlarda kalmakta ve oteller bankalara çalışmamakta…

Son dönemde basında yer alan birçok haber göstermektedir ki bankalar da artık ciddi bir otel portföyü sahibidir ve otelleri satılığa çıkarmaktadır. Bu durumun ana nedenleri farklı farklı olmakla beraber en önemli nedenlerden bir tanesi, alınan döviz kredilerin kurlardaki ani değişiklikler ve TL gelirlerin kur farkları nedeniyle az dövize dönüşebilmesi, evdeki hesapların tepetaklak olmasıdır.

2021 yılında özellikle ikinci yarıda yaşanan otelcilik sektöründeki canlanmanın, 2022 yılında da artarak devam etmesi dileklerimle…

29.11.2021

tr 1335
sub
Lütfen güvenlik kutucuğunu işaretleyin
ÖncekiSonraki